Monthy Fitness

0
727
Vahap Şen, 2014

Oyuncu, müzisyen, söz yazarı çok yönlü sanatçı Açelya Özcan’la sağlık, spor, sanat ve gelecek hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Sağlıklı yaşam senin için ne anlama geliyor?

Sağlıklı yaşam, en temelinde fiziksel ve ruhsal olarak esen kalabilme hali. Sağlıklı bir beden beraberinde düşünsel hayatı da besleyip, dinginliğini muhafaza etmek için gerekli ortamı sağlıyor. Benim için sağlıklı yaşamak, spor yapmak, düzenli beslenmek, düzenli bir uykudan öte başlıca bir disiplin.

Düzenli uyguladığın spor ve diyet programın var mı?

Sadık kaldığım herhangi bir diyet programı yok. Bedeninin çalışma prensibini gözlemlemeye meraklı biri olarak, yapay şekerden, beyaz undan ve asitli içeceklerden uzak duruyor, protein ağırlıklı besleniyorum diyebilirim. Bunun dışında fitness hayatımın en temel disiplini. Haftada 5 gün en az 1.5 saat, salonda kuvvet antrenmanı yapıyorum. Hafta içi müsait havalarda bebek sahilde koşuyor, hafta sonları yüzmeye gidiyorum. Tüm bunların dışında zihinsel formumu, pesimist insanlarla fikir alış-verişinden kaçınarak koruyorum.

Sağlıklı yaşama dair hayatından çıkardığın kötü alışkanlıkların var mı?

Açıkçası hayatımda herhangi bir şeyle ilgili ki buna dostluklarım da dahil alışkanlık bağı kurmuyorum. Dolayısıyla istekli olduğum zamanlar, zaten rutini olmayan mevcut düzenimde değişiklikler yapmak konusunda oldukça kararlı davranıyorum.

Cildini korumak için nasıl bir bakım uyguluyorsun?

Cildimi temiz tutmaya özen gösteriyorum. Günlük kullandığım temizlik ve bakım ürünlerinin dışında, üç aylık periyotlarla konusunda uzman kişilerden profesyonel bakım desteği alıyorum.

Setlerde uyku düzenini nasıl sağlıyorsun? Uykusuzluk yüzünden gün içinden yaşadığın sıkıntılar neler?

Uyku konusunda hassas olduğum söylenemez. Benim için uykunun süresi değil, kalitesi ve günün hangi saati uykuda olduğum önemli. Sabahları erken kalkmayı ve gün doğumunu kucaklamayı seven biri olarak, gece uykusunu kaçırmıyorum.

Oyunculuk senin için ne ifade ediyor?

İnsan, zihin, yolculuk, keşif, disiplin, yanılsama – illüzyon ve ölümsüzlük. Benim oyunculuk kavramım bu kelimelerin tanımlarının birbiriyle ilişkili oldukları alanda duruyor.

Oyuncu olmasaydın ne olmak isterdin?

Vahşi doğa fotoğrafçısı yahut arkeolog olmak isterdim diyebilirim. Mevcutta sen oyuncu olarak biricik ve benzersiz bir performans anı yaratıyorsun sahnede, diğerindeyse benzersiz bir performans anını yakalamaya çalışıyorsun. Ve doğada tekrarı olmayan bir sahneye tanıklık ediyorsun. Tersine dönen Seyirci-Oyuncu ilişkisinin muazzam uyumu.

Yeni projeler var mı?

Şu sıra Haziran ayında Show Tv’de yayınlanacak olan, yönetmenliğini Şenol Sönmez’in, senaristliğini Erkan Ersezer’in üstlendiği “Tutar mı Tutar” adlı dizide Tomris karakterini canlandırıyorum. Yanı sıra yeni sezon sahnelemek üzere oyun okuyor, müzik grubumla birlikte çalışmalarını sürdürdüğümüz albümün mix ve master’ının tamamlanmasını bekliyoruz.

Geleceğe dair beklentileriniz, hayalleriniz neler?

Hayatı hiçbir zaman gelecek ve geçmiş ekseninde değerlendirmedim. Mümkün mertebe içinde bulunduğum anı tüm benliğimde hissederek yaşamayı kendime amaç edindim. Dolayısıyla bir anı fıçısı gibi geçmişin ağırlığını, hatalarımı, sevgilerimi omuzlarıma yüklemedim. Geleceğe dair planlar da öyle sadece içinde bulunduğum anı besliyorsa, zenginleştiriyorsa benim için kıymetli. Hayatı geleceğe dair bir projeksiyon üzerinden kodlamadan anı yaşayabilmenin büyüsünü kaybetmeden devam edebilmek en büyük hayalim.

Tiyatro oyunculuğu atmosferinden dolayı çoğu oyuncunun gönlünde farklı bir yerdedir. Oyunculuğa tiyatroyla başlamış biri olarak sizde durumlar nasıl? Tiyatro, dizi, sinema ayrımınız var mı?

Tiyatro oyunculuğunu diğerlerinden ayırmak konusunda hala emin değilim. Tiyatro televizyon ve sinema gibi yönetmenin ifade şeklinin ön planda olduğu bir alan, fakat şöyleki sahne üzerinde oyuncu olarak oyununuza o anda müdahale edilemediği için “özgür” ve “yalnız” olduğunuz bir performans var. Buradaki anahtar kelime benim için performans..
Ve oradaki zorunlu yalnızlık anının çaresizliğinin, egolarınız üzerinde yaptığı tokat etkisi… Zamanda belirsiz bir an için saydam oluyorsunuz.. Tekrarı olmayan ve sadece “şimdi-ve-burada” her anınızı dikkatle izleyen seyirciyle paylaştığınız büyülü bir an.

Oyuncu, müzisyen, söz yazarı… Çok yönlü olmak iyidir ama ilginizi dağıtmıyor mu?

“Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır” diyor Montaigne. Hayatta ne olmak istemediğimin ayırdına vardığım güneşli bir gün, elimdeki yelpazenin tüm dinamiklerini etkin ve ihtiyaca uygun şekilde nasıl kullanırım sorusunu cevaplamam gerekliliğinin de farkına vardım beraberinde. Müzik ben kendimi bilmezken bile vardı, dolayısıyla o ardından gelen her çalışmaya omuz vermek üzere yastığın altında duruyordu. Ama dağıldığım hatta bazı zamanlar ileri gidip kaybolduğum doğru. Sırf yaratı ve birbiriyle ilişkilendirme aşamasında acı çekiyorum diye görmezden gelmem sahip olduklarıma ihanet olurdu. Onlarla birarada yaşamayı kıvranarak da olsa öğrendim. Ve bunun sonucunda, fark etmeye başladım ki; aslında bir alandaki yaratım süreci, bir diğerini de besliyor. İlgimi tek bir alana kaydırmış olsaydım, o alanda da yaptığım işten bugün aldığım tatmini alamıyor olabilirdim.

Nurcan ARICAN / MONTHY FITNESS

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here