ONAIR

0
633

“NABAT ÖNÜME GELMİŞ EN HAKİKİ VE İNSANİ KARAKTERDİ”

Dağ 2 filmi ve Kiraz Mevsimi dizisinden tanıdığımız Açelya Özcan’la devam eden oyunculuk kariyeriyle ilgili konuştuk.

İşletme okuyup sonra oyunculuğun derin sularına kendinizi bırakmışsınız…

Oyuncunun kendini kabul ettirme, seçtiği yol hakkında toplumu ikna etme çabası vardır ve faydasız bir çabadır. İşletme Fakültesi okumak tamamiyle benim inisiyatifimle alınmış bir karardı. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, 2,5 yıl özel bir şirkette vergi denetmenliği yaptığım sırada sürdürdüğüm zemin etüdü ve maddi birikim sonucunda en müsait vakitte kendimi müzik, sinema ve tiyatronun şefkatli kollarına bıraktım. Ailem benden daha mutlu karşılarken bu seçimi, bahsettiğiniz 2. ve 3. dereceden eş, dost “saygın bir meslek, düzenli bir maaş, rutin bir yaşam”ı terk etme gerekçelerimi hiç anlayamadılar. Açıkçası bu detayı tek bir an dahi ciddiye almadım.

Geçen yıla damga vuran bir filmde Dağ 2’de rol aldınız. Biraz bizimle deneyimlerinizi paylaşır mısınız? Erkekler dünyasında kadının yeri daha öne çıkıyor sanırım bu tarz filmlerde?

Dağ 2’de oynadığım karakter Türkmen kızı Nabat, bugüne dek önüme gelmiş en hakiki ve insani karakterdi. Karakterin duygu yoğunluğu, hikayenin bütününde yüklendiği sorumluluk, travmatik geçmişi gibi unsurlar “O’nu oynamak” kavramının ötesine geçirdi beni, “O olmak” zorunda bıraktı. İtiraf etmeliyim ki bu süreçte Nabat’a ve onun ruhsal kaosuna, keskin geçişlerine bu denli yaklaşmak kimi zaman bende de endişe uyandırdı. Dağ 2’de yaratılan dünya başta erkek-kadın ayrımını ters yüz edip, okuduğum kitaplar, izlediğim filmlerin bir adım ötesine geçirerek asker olmanın doğasına dair gerçekçi ve çarpıcı tecrübeler edinmemi sağladı.

“ÇALIŞABİLECEĞİMİZ OYUN ARADIK”

İki kişilik oyunuz var. Sizin yazıp, yönettiğiniz ve oynadığınız. Öncelikle bu fikir nasıl oluştu, hayata geçti?

Geçtiğimiz yıllarda kıymetli hocam Haldun Dormen’le birlikte Moliere’in “Kibarlık Budalası”nın, ardından “Müzikallere Selam” adında bir müzikal sahnelemiştik. Dizi-sinema çalışmalarım dolayısıyla tiyatroya gereken özeni gösterememiştim. Ağustos ayında, Bkm’nin “Tutar mı Tutar” adlı Tv dizisinde birlikte rol aldığım, kabiliyetiyle büyülendiğim oyuncu arkadaşım, Kürşat Öçalan’la birlikte oyun yapma fikri ortaya çıktı. Çalışabileceğimiz oyun aradık, oyun yazarlarıyla irtibat kurduk. En nihayetinde, ihtiyaç duyduğumuz hikayeye ulaşabilmek maksatlı elde avuçta ne varsa, tüm bilgi ve tecrübemizi ortaya koyup yazmaya karar verdik. Provalarını geçtiğimiz ay sonlandırdığımız oyunumuz, “Mağara Alegorisi” ni ülke gündeminde meydana gelen tatsız gelişmeler dolayısıyla Şubat ayının sonuna ertelemeyi uygun bulduk.

Boş vakitlerinizde neler yaparsınız?

Zamanımın hatrı sayılır kısmını felsefe ve tarih okuyarak, arşivlediğim yönetmenlerin (Pedro Almodovar, Jean Luc Godard, Jean-Pierre&Luc Dardenne, François Truffaut, Kim ki-Duk, Majid Majidi, Theodoros Angelopoulos, Ferzan Özpetek) filmografilerini izleyip tamamlayarak, dinlemediğim müzikleri keşfederek, kısa süreli seyahatlere çıkarak geçiriyorum.

“SEYİRCİ ÖZEL HAYATIMA MÜDAHİL OLMAMALI”

“Özel hayatım bilinirse inandırıcılığımı kaybederim” demişsiniz, sosyal medya çağında nasıl kendinizi koruyorsunuz? Ya da özel hayatınızı koruma ihtiyacı duyuyor musunuz?

Benim işimin bir yönü de “inandırmak” kavramı üzerine kurulu. Ben seyircinin özel hayatımda yaptığım tercihlere, zevklerime, alışkanlıklarıma müdahil olmaması taraftarıyım. Benim hakkımda sahip oldukları bu işlevsiz bilgiler aramızdaki organik bağa kuvvetle zarar veriyor. Onları inandırmak konusunda, anlamsız bir mücadeleye sürüklemek istemiyorum kendimi. Bu çok gereksiz ve faydasız bir mesai. Özel hayatımla ilgili çizdiğim emniyet sınırının gerisinde durarak izole ediyorum kendimi.

KISA KISA

İstanbul’un en güzel tarafı?

Kültürel çeşitliliği ve tarihi zenginliği

İstanbul’a nereden bakmayı seversiniz?

Şehrin gökyüzüyle buluştuğu yere, evimin terasından bakmak paha biçilemez

Şehirdeki hüzün durağınız?

Balat

Hangi ülkede-kentte burada yaşamalıymışım dediniz?

Macaristan-Budapeşte

Aşık olduğunuzda kentte ilk gideceğiniz yer?

Fonda Edith Piaf, masada bir fincan muzlu çikolata. Beyoğlu.

Seyahatte ne okuyorsunuz?

Seyahat rotamla ilgili gezi kitapları dışında, biyografi-otobiyografi okumayı tercih ediyorum.

Konaklamada daha çok tercihiniz?

Bununla övünmüyorum ama konfora ve güvenliğe karşı hassasiyetim var. Sırtımda çanta, çadır kurma alışkanlığı edinemedim.

Banu BOZDEMİR / ONAIR

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here