ONAIR

0
947

“ROLE HAZIRLANIRKEN, KENDİME YABANCILAŞIYORUM”

Fox TV’de yayınlanan gençlik dizisi “Kiraz Mevsimi”nin Gizem’i Açelya Özcan’a Mete karakteriyle Dağhan Külegeç eşlik ediyor. Müzikle uğraşan, blog yazıları yazan çok yönlü bir oyuncu Açelya Özcan’la tüm yönleriyle konuştuk.

Kiraz Mevsimi dizisinde “Gizem” karakterini canlandırıyorsunuz. Diziye nasıl dahil oldunuz?

Kiraz Mevsimi’ne dahil olma sürecim çok ani oldu. Bir akşam bir telefon geldi ve “yarın setin var” dediler, başladım.

Gizem nasıl bir karakter?

Gizem, yurt dışında okuyarak Avrupa kültürüyle beslenmiş, iyi aile görgüsü dolayısıyla özgüven sahibi biri. Kendi ayakları üzerinde durabilme kabiliyetini küçük yaşta edinmiş. Tüm bu güçlü kadın tiplemesini oluşturan özellikler onun temelde iyi kalpli, sevecen ve masum yönünü törpülememiş. İnsanlara hesapsızca kendini açabilme ve güvenebilme kabiliyetine sahip bir karakter.

Dizideki dingin hali devam edecek mi Gizem’in? Yoksa o da çizgisini bozacak mı?

Şimdilik böyle devam edecek gibi. Bize de gerçekten senaryo setten bir gün önce geliyor.

‘KAMERAYLA AYDINLANMA YAŞADIM’

Yeni işlerde kendinizi role nasıl hazırlarsınız?

Karakterime yoğunlaşmadan önce, hikayeyi anlamaya çalışıyorum. Sonra da, karakterin duygu dünyasına ve günlük hayatına girmeye çalışıyorum. Bazı zamanlar sahnenin dışına çıkıp hikayedeki kişiyle benzer yanlarımı arıyorum. O karaktere göre davrandığım zamanlar oluyor. Yabancılaşıyorum kendime… Ama bu kesinlikle yaratıcı bir yabancılaşma.

Şimdiye kadar yer aldığınız projelerden hangisi sizin için daha önemli ve değerli?

Tüm projeler çok kıymetli. Her birinde kendimi geliştirerek yeni fırsatlarla karşılaşıyorum. Ancak, Levent Semerci’nin yönetmenliğini yaptığı ve bu yılki İstanbul Film Festivali’nde gösterilmiş olan Ayhan Hanım sinema filminin yeri ayrı. Semerci, oyuncunun sınırlarını zorlayarak, zihninde henüz girilmemiş kilitli odalar olduğunu keşfetmesini sağlayan, içindeki tüm potansiyeli ortaya çıkartan çok özel bir yönetmen.

Kamera ile ilk buluşmanız size neler hissettirmişti?

Kamerayla biraraya geldiğim ilk proje Osman Tolga’nın Atatürk’ün Nutuk’u yazma sürecini ele aldığı “Emanet” adlı kısa metraj filmiydi. O zamanlar başka bir iş yapıyordum ve işten izin alıp gitmiştim sete. Hissettiğin ilk şey aidiyetti. Kameranın karşısına geçtiğim ilk an, gerçek bir aydınlanma yaşadım ve önceki hayatımın dekorları bir anda yerle bir oldu.

“VAHŞİ DOĞA FOTOĞRAFÇISI OLMAK İSTERDİM”

Oyuncu olmasaydınız ne yapmak isterdiniz?

Hem “hür irade”yi keşfetmek hem tiyatro sahnesindekine benzer yalnızlık ihtiyacına cevap vermesi açısından vahşi doğa fotoğrafçısı olmak isterdim. Birinde sen biricik ve benzersiz bir performans anı yaratıyorsun, diğerinde benzersiz bir performans anını yakalamaya çalışıyorsun. Doğada tekrarı olmayan bir sahneye tanıklık ediyorsun.

Hangi rolü oynamak ya da kiminle çalışmak sizi mutlu eder?

İspanyol ve Fransız sineması hayranlığım dolayısıyla, Jean Luc Godard, Jean-Pierre&Luc Dardenne, Pedro Almodovar gibi bilinen yönetmen kavramını bir üst basamağa taşımış ayrıca kendi senaryolarını yazan yönetmenler ilgi odağımda yer alıyor. Günün birinde böyle bir yönetmenle kamera önüne geçebilmeyi çok isterim. Almodovar sinemasının en özel örneklerinden Volver, Konuş onunla, Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar’daki gibi iki cinse dair iç içe geçmiş özellikleri yansıtan karakterlerden birini beyazperdede canlandırmayı isterim.

“DÜNYAMI YANSITAN YAZILAR YAZIYORUM”

Bir de müzik grubunuz var…

2005 yılından beri birbirinden farklı tarzda müzik yapan başarılı müzisyenlerin çalışmalarında yer alıp, canlı performanslar ve kayıtlar yaptım. Voice Of Alice, kıymetli iki müzisyen arkadaşım Ersin Öztürk ve Ecem Öksüz’le bir araya geldiğim henüz emekleme evresinde, tutkuyla büyüttüğümüz bir proje.

Şimdilik coverlar mı yapıyorsunuz yoksa kendi şarkılarınızı da dinleyebilecek miyiz?

Voice Of Alice’le birlikte ilk parçamızı cover yapma fikri küçük çaplı bir pazar araştırması niteliğindeydi. Parça iki ay gibi kısa bir sürede ciddi denebilecek bir kitleye ulaştı. Demek oluyor ki VOA’nın kendi parçalarını çok yakında birlikte dinliyor olacağız. VOA yanında yine Ersin Öztürk’le birlikte çalışmalarını yürüttüğümüz iki kişilik elektonik-pop  projemiz mevcut. Kısa bir süre sonra dinleyiciyle kucaklaşacağız.

Bir blogda yazılar da yazıyorsunuz…

Radikal Blog’ta yazıyorum zaman zaman. Sanatın herhangi bir dalı için alternatif bir dünya kurgulamanın varolanın eleştirilmesiyle başlayacağını farkettim. Eleştirel düşünce fikrini kavrayabilmem için, kendimden yola çıkmam gerekti. Bu yüzden, daha çok dünya görüşümü yansıtan, çıkış noktası “Ben” olan yazılar yazmayı seviyorum.

Bir yazınızda Montaigne’in “Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır” sözüne atıfta bulunmuşsunuz. Sizin amacınız ne?

Mutlu yaşayabilmek. Sahip olduğum tüm yetenek ve birikimin hem bireysel mutluluk arayışımda hem de hayatı paylaştığım insanlar arasında ortak bir paydada kesişmesine çalışıyorum.

“FELSEFE VE MÜZİK HAYATIMIN MERKEZİNDE”

Koruncuk Vakfı’yla ortak projeler yürütüyorsunuz…

Koruncuk Vakfı’yla, Türkiye’nin ilk bağış koşusu inisiyatifi olan “Adım Adım” sayesinde tanıştım. Kendi beceri ve yeteneklerim doğrultusunda oradaki çocuklara değer katmayı amaçlıyorum. Drama ve müzik dersleri, bunun ilk adımı olacak.

Herkesin hayatında dönüm noktası vardır. Sizinki ne oldu?

Kardeşim Manolya’nın doğduğu gün. Kim olduğumun ve koşulsuz sevginin zihnime düştüğü ilk andı ve yıllarca cevap arayacağım keyifli bir yolculuğa dönüştü.

Kendinizi geliştirmek adına neler yapıyorsunuz?

Seyahat, felsefe ve müzik hayatımın merkezinde. Özellikle Schopenhauer Felsefesi fikirsel dünyamı besleyen en temel kaynak.

KISA KISA

Seyahatlerinizde hangi aracı tercih edersiniz?

Zaman kazandırma fonksiyonu ve konforu dolayısıyla hava yolunu tercih ediyorum.

‘O olmazsa seyahate çıkmam’ dediğiniz bir şey var mı?

Hayatta hiçbir şey için “Olmazsa olmaz” diyemedim. Ama seyahatte fonu tamamlayacak müzik arşivimin yanımda olması fena olmaz.

Tatil planınızda neresi var?

Şubat’ta İtalya’ya kültürel keşif gezisine çıkacağım.

Görmek isteyip de görmediğiniz yer neresi?

Kuzey ülkelerinin kendilerine özgü yalınlığı ve yalnızlığı beni çekiyor. Norveç fyordlarını keşfetmek istiyorum.

Hatice TUNÇ / ONAIR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here